Ceza muhakemesi faaliyeti iki evreden oluşmaktadır. Bunlar soruşturma ve kovuşturma evreleridir. Gereksiz yere dava açılmasını önlemek ve kovuşturmanın sağlıklı ve çabuk bir şekilde yapılabilmesini sağlamak amacıyla, dava açılmadan önce hazırlık yapılmasına gerek vardır.
Soruşturma, suçları takiple yetkili mercilerin bir suçun işlendiği konusunda bilgi edinmeleri ile başlar. Nitekim suçları takiple görevli olan Cumhuriyet savcılıkları ihbar ve başka bir suretle bir suçun işlendiği şüphesiyle karşılaştıklarında gerekli araştırmayı yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.
Suçları takiple görevli olan Cumhuriyet savcılığı makamları suçu kendiliğinden öğrenebilir. Bu tür öğrenme söz konusu makamların kendi gözlemleri yoluyla olabileceği gibi, bir suçun araştırılması sırasında bir başka suça rastlamaları şeklinde de olabilir. Takip makamlarının suçu öğrenme yollarından en önemlisi ve en yaygın olanı ihbardır. İhbar, bir suçun işlendiğini gören veya duyan kişilerin bunu takiple yetkili makamlara veya bunlara iletmekle yükümlü olan makamlara bildirmesidir. Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olmayan suçlar hakkında şikâyet adı altında yapılan bildirimler de ihbardır.
İhbar yazılı olabileceği gibi sözlü de olabilir. Sözlü olarak yapılan ihbar bir tutanakla tespit edilir. İhbarda bulunanın adını gizli tutması mümkündür. Ayrıca failin adının verilmesi de şart değildir. Soruşturma ve kovuşturma makamları ad bildirmeden yapılan ihbarları nazara almamazlık edemezler.
İhbarı kabule yetkili makamlar Cumhuriyet başsavcılığı ve kolluk makamlarıdır. İhbar; mahkeme, valilik ve kaymakamlık makamlarına da yapılabilir. Bu makamlar ihbarı ilgili Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Aynı şekilde yurt dışında işlenip de ülkede takip edilebilen suçlarla ilgili ihbar Türkiye’nin elçilik ve konsolosluklarına da yapılabilir.
Takip makamlarının bir suçun işlendiğini öğrenme yollarından biri de suç duyurusudur. Adli kolluk, öğrendiği suçları, el koyduğu olayları, yakalanan kişileri ve uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhal bildirmek, böylece Cumhuriyet başsavcılığı makamını suçtan haberdar etmek zorundadır.
Bilgi edinme yollarıyla bir suçun işlendiğinden haberdar olan Cumhuriyet savcısı doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlilerinin aracılığı ile gerçeği ortaya koymak, yani suçun işlenip işlenmediğini ve sonuçta dava açmaya gerek olup olmadığını belirlemek üzere her türlü araştırmayı yapabilir. Cumhuriyet savcısı, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin sadece aleyhine olan delilleri değil, lehine olan delilleri de toplar, muhafaza altına alır ve şüphelinin haklarını korur.
Belirtmek gerekir ki yapılacak iş sadece ortada olan delillerin kaybolmasını önlemek değildir. Aynı zamanda olmayan delillerin gecikmeksizin ortaya çıkarılmasına da çalışılacaktır. Bu araştırmalar yapılırken gizli soruşturmacı kullanılabilir ve bunlar aracılığıyla suçüstü halinde yakalama yoluna gidilebilir. Başvurulabilecek başka araştırma yöntemleri arasında, şüphelinin teknik araçlarla izlenmesi, haberleşmelerden gizlice bilgi edinmek amacıyla telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi ve posta gönderilerinin açılıp okunması, şüphelinin ve diğer kişilerin beden muayenesi ve vücutlarından örnekler alınması, moleküler genetik incelemeler yapılması, şüphelinin fizik kimliğinin tespit edilmesi, yer gösterme işlemi ve keşif yapılması, suçun işlendiği yerin ve burada bulunan eşyanın durumunun incelenmesi, ölünün kimliğinin belirlenmesi, adli muayenesi, otopsi yapılması ve teknik bulguların elde edilmesi gösterilebilir.
Çeşitli makamların da katılımıyla soruşturma evresi için gerekli olan araştırma işlemleri tamamlandıktan sonra, Cumhuriyet savcısı olayla ilgili olarak dava açıp açmamak konusunda değerlendirme yapmak ve sonuç çıkarmak zorundadır. Bu sonuç ya kamu davasının açılmaması veya kamu davasının açılmasının ertelenmesi ya da kamu davasının açılması şeklinde olur.
Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi ile ilgili araştırmaları, öncelikle elde edilen delilleri değerlendirdikten sonra, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmediği kanaatine varırsa kovuşturmaya yer olmadığına, kısacası kovuşturmamaya karar verir. Cumhuriyet savcısı, kovuşturmama kararını sadece kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmemesi halinde değil, kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde de verir. Nitekim varsa muhakeme şartının gerçekleşmemiş olması fiilin suç teşkil etmemesi hallerinde de kovuşturmama kararı verilir.
Cezanın ortadan kaldırılmasını gerektiren şahsi sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren şartların ya da fail yönünden şahsi cezasızlık nedeninin bulunması hallerinde de Cumhuriyet savcısı kovuşturmama kararı verebilecektir. Kovuşturmama kararı, suçtan zarar görene ve önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kovuşturmama kararının suçtan zarar görene bildirilmesi için, zarar görenin ihbar veya şikâyette bulunmuş olması aranmamaktadır. Kararda ayrıca itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.
Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. İddianamenin kabulüyle, kamu davası açılmış olur ve kovuşturma evresi başlar.